Kapatmak için ESC'ye basın

Kültürlü Ev Hanımı – Bir Varmış Bir Yokmuş

  • Kasım 10, 2024

Evvel zaman içinde, bir kadın varmış. Yükü omuzlarından taşarmış. Çeşmeden su mu taşımazmış, sırtladığı odunları kışa mı hazırlamazmış, yemeğini ocaktan eksik bırakmaz, komşularının haline hatırına da vakıfmış. Kocası olacak adam da dünyaya gelme sebebi; yalnızca gezmek ve yemek içmek olacak şekilde var olmaya devam edermiş.

Kadıncağızın üç çocuğu olmuş, kayınvalide ve kayınpederi de haneye katılınca evin iş yükü artmış. Çamaşırlar dört katı, bulaşıklar ve bahçe işleri derken…

Bir sabah, çocuklardan biri; ‘Anne!’ diye feryat etmiş. Elindeki işleri bırakıp koşmuş hemen, dizlerinin üzerine çöküvermiş. Evladının cansız bedeni suyun kıyısına vurmuş. Bağırmış, çağırmış…

Feryadına tüm köy ayaklanmış da bir tek kocası işitememiş. Kucakladığı gibi evladını köyün meydanına varmış. Kahvede oturmuş arkadaşlarıyla muhabbet edip gülüşen kocasının yanına varmış. Masanın üzerine evladını yatırmış. Neye uğradığını anlayamayan adamın yüzüne bir sille indirmiş. Kadını kollarından tutup da geri çekmeye kimsenin gücü yetmemiş. Evladının yüzüne bakamayan adam ağlamış, karısına dönüp herkesin içinde bağırmaya başlamış.

‘Bir ana olamadın, bir çocuğa sahip çıkamadın! Kocana eş olamadın, sen de kendine kadın mı diyorsun!’

Her bir cümle kadının yüreğine kor gibi oturmuş. Ben ana olamadım, ben evladıma sahip çıkamadım, kocama eş olamadım…

Evladını toprağa bırakırken, yıllarının üzerine de toprak attı kadın. Geride iki evladının varlığına sarıldı, zaman geçti üzerinden, mahkemeye vardı. Ona yıllarca yük olan her şeyi anlattı hâkime. O anlattıkça salondaki herkesin gözleri yere düştü. Kocası olacak adam bile savunamadı kendini, tuttuğu avukat da savunulacak bir davamız kalmadı deyince karar verildi. O gün o salonda olan herkesin hayatı bir şekilde değişti. İki çocuğuyla abisinin yanında kalmak için ilçeye gitti kadın. Ev üstüne ev olmazdı. İş bulup çalışmaya başladı, kendisine bir ev tuttu. Çalıştı, çok çalıştı. Kendine bir dükkân açacak kadar ek iş yaptı. Ev temizliklerine gitti, bahçelerde meyve topladı, terzi yamaklığı yaptı.

İki çocuğuyla kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durmakla kalmadı, binlerce kadına da istihdam olacak bir fabrika kurdu. Bugün binlerce kadının kendi ayakları üzerinde durması için iş imkânı sunan bir kadın oldu.

Hikâye özünde tanıdık bir Türk filmi gibi gelse de içerisinde; ezilen, yalnız bırakılan ve kaybetmeye mahkûm edilen bir kadını anlatıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, Kadın zayıf olan, gerektiğinde gözden çıkartılabilecek olan oluyor. Bugün kadına verilen değeri,vdeğiştirebilecek kadınlar var.

Adına türküler de yazılsa, şiirler de okunsa, adaleti ve merhameti yüreğinde yoksun kişiler tarafından değersizleştirilecek olan yine kadın!

Nasıl değiştireceğiz bu düzeni? Değişiyor efendim…

Değişim furyasının sert rüzgârları sayesinde kadın daha değerli olmak için mücadele ediyor. Kadın cinayetlerinin artma sebebi de bu değil mi? Kadının kendisinden güçlü olmasını kaldıramayan erkekler, cinnet geçirmenin eteklerine sarılarak bir can almanın kolaylığını savunur oldu.

‘Savunulacak bir tarafı yok hâkim bey’ diyebilen herkes için, adaleti ve merhameti yüreğinizden eksik etmeyin inşallah.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir