
Hepimizin evinde olan o sarı toz bezi tüm tozları siler mi? Evimizin temiz olması, güzel kokması kimin için önemlidir. Elbette yaşanılası bir ortam için gerekli fakat bu çocuklarımızın ne kadar umurunda… Gelin biraz bunun üzerine paylaşımda bulunalım. Bir sarı bez, masanın üzerindeki tozu tek hamlede temizlerken daha arkamızı dönmeden ettiği ihanete şahit oluruz. Peki rahatça evi temizleyelim diye çocuğa verilen telefonun ve türevlerinin onun beynine verdiği tozu silmek ne kadar zaman alır?
Hayatımızın her alanında kolaylık ve bir o kadar da çabukluk sağlayan teknoloji ne ara çocuk için adeta bir bakıcı haline geldi. Evet, nerdeyse bir çocuk telefonsun yemek yiyemez oyun oyun oynayamaz oldu. Bize anlık kolaylıklar sağlayan bu teknoloji var oluş amacıyla kullanılırsa muazzamdır ama bizler ebeveyn olarak yanlış ve amacı dışına çıkarak hayatımızın bir parçası haline getirdiğimizde sonuçları ödenmeyecek derece de ağır olabilir.
Hiçbir çocuk tabağındaki tüm yemek bitmedi diye açlıktan zayıf düşmedi ama birçok çocuk telefon elinde ne yediğinin farkında değildi… Ne yediğini nasıl yediğini bilinçli olarak yapan bir çocuk hayatta secim yaparken daha şanslıdır. Bilinçlenme noktasında bu basit adım önemlidir. Telefonla yemek yiyen bir çocuk ileri de secim yapma konusunda da sorun yasar. Dağıtarak yemek yemesin diye sunduğumuz o içerikler gün gelir dizlerimize vurulan bir yumruğa dönüşür
Öncelikle hiçbir aile birbirine benzemez bunun için kendimizi yetersiz diye sıfatlandıramayız fakat sunu yapabiliriz evimizde ısıl ısıl gözleriyle bize bakan ve asla bizden tertemiz ev ve muntazam ütülü kıyafetler beklemeyen, karnımızdayken gözümüzden sakınacağımız sözünü verdiğimiz yavrumuzun bu denli ihmal olmasına izin vermeyelim. Bir eğitimci olarak karşılaştığım gerçek izlenimler hakkında konuşalım.
Gelişim süreksizdir. Şüphesiz gelişimin en önemli aralığı 0 – 6 yas aralığıdır. Yasamın ilk altı yılı bilinç dışını şekillendirir. Aslında ileri de nasıl bir insan olacağımızın belirlendiği bu okul öncesi çağı hayati öneme sahip. Bu evrede bulunan çocuklarla çokça vakit geçirdiğimi ve onları neyin nasıl etkilediği tartışılmaz bir olgu…
Bize basit gibi görünen ebeveyn olarak bize kısa molalar verdiren anlık nefes aldıran platformlar ve içerikleri çocukların gelişimini etkiliyor. Çocuğumuzun tek parmağı ile kayan o videolar aslında ne kadar sınırsız bir dünyanın küçük bir kutu içinde ne denli güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Zaman içinde oluşan etkisi ise toplum olarak bizi her gecen gün etkisi altına alıyor.
Bugün ihmal ettiğimiz üzerinde durmayı abartılmış bir olay gibi gördüğümüz bu durumu hemen bu yazıdan sonra değerlendirebilirsiniz. Okul öncesi cağı çocuğunuz varsa okuldan döndüğünde yaptığı etkinlikte bile bu etkiyi görebilirsiniz izlediği videoların onun hayal dünyasını nasıl esir aldığını fark edebilirsiniz. İzlediğini çizen, sıklıkla ne duyuyorsa onu konuşan çocuklarımız ileri de toplumu inşa eden birer fert olacak. Sizce biraz özeni hak etmiyorlar mı?
Ne yaparsak olmuyor diyorsanız bence kendinize olan bakış acınızı değiştirerek ise başlamalısınız öncelikle iyi ebeveyn olma kavramınızdan kurtulun çocuğun ne yaptığı sizin iyi veya kotu ebeveyn olduğunuzu göstermez ama sizin ona nasıl davrandığınız bunun hakkında ipucu verir. Okula gidip gelmeyi eğlenceli kılmak, bir kedi görünce sevmek, basit bir is yaptığında teşekkür etmek sorduğu sorulara basitçe cevap vermek oldukça önemli tüm bunlar çocuğun kendisini önemli hissetmesine yardımcı olacaktır.
Sabırsız, dikkatsiz ve dağınık bir çocuğunuz varsa eline tutuşturduğumuz o telefonun etkisi olduğunu hatırlatmak isterim. Oyun oynama oyun kurma arkadaşlık ilişkileri 0 – 6 yas aralığı için hayati öneme sahipken çocuğun yegane isi oyun olmalı iken çocuklar dışarı çıktıkların ben simdi burada ne yapacağım diyor ve usulca yanınıza gelip bu sihirli kelimeyi cümle bile kurmadan kulağınıza fısıldıyor. Telefon…
Bu oldukça üzerine düşünülmesi gereken bir durum. Çözümü oldukça basit ev içi hayata çocuğu dâhil edin bir toz bezi de ona verin. Sofraya beraber oturmanın önemini konuşmak yerine sofraya beraber oturun çünkü çocuklar sizlerin konuştuklarını değil yaptıklarınızı yapar. Vücudumuzun bir organı durumuna gelmiş bu teknoloji aletleri doğru kullanılmadığında bu bilinç kazandırılmadığında, çocuk kendisi için uygun olmayan bir içeriğe maruz kaldığında kendi iç dünyasında basa çıkmak zorunda olduğu bir yükle yasayacak ve sonra etkilerinin sonuçlarını ise hep birlikte göğüslemeye çalışacaksınız. Bu içerikler sandığınız kadar masum değildir. Etkileri arasında tahammülsüzlük, hafızasının kapasitesinin azalması, öğrenme seviyesinde düşüklük ve isteksizlik gibi durumların yanında fiziksel becerilerde de yetersizlik meydana geliyor. El parmak kas koordinasyonu olması gerekenden daha geç gerçekleşiyor. Hatta uzuvların durusu parmakların durusu bile değişiyor. Gelelim bu durumun dil ve iletişim boyutuna. Sosyal medya içerik dili üremiş durumda var olan bir durumu defalarca yeniden üretip servis edilmesi gelişim cağında olan çocuğun sözcük dağarcığına verdiği zararı anlamak asla zor değil yolda yürümeniz bile bunu anlamaya yeterli.
Çocuğun oyun oynamasına koşturmasına izin verin soru sormasına olanak sağlayın çocukların bize uslu durmak gibi bir borçları yok. Var olmalarını sağlayan içten gelen enerjilerini boşaltmalarını sağlamalısınız ki iç dünyalarında biriken patlamaya hazır bir volkan gibi beklemesinler. En iyi yol oyundur. Oyun yasamın çekirdeğidir. Bu olumsuz etkileri su an hissedemiyor olmanız zararsız gibi hissettirse de bu içeriklerin uzun vadede hissedilen etkilerini çocuk okula başladığında dikkat süresinin kısalığından anlayabilirsiniz. Çocuk masa basında olmayı reddederek, çabuk sıkılma davranışı gösterecektir. Merak ve kesif için acılan her kapı bir anda kapalı hale gelecektir. Çocuğun kendini tanıması yeteneklerini keşfetmesi noktasında yakalanacak fırsatlarda bir an da uçuverecek farkına bile varılmayacak hale gelecektir. Bir çocuk doğar bir köy bir çocuğu büyütür sözünden yola çıkarak, toplumu oluşturan bizler elimizi taşın altına koymalıyız sorumluluk almaktan kaçmamalıyız. Öğretmenden tutun mahalle bakkalına kadar hemen herkes çevresindeki çocukların menfaatini gözeterek onu korumalıdır. Günümüz platformlarının bizi dönüştürdüğü halden bir an önce kurtulmalıyız. Çocuklarımızın kolaya kaçmasını, düşünme ve sorgulamasını engelleyen her durumdan uzak tutmayı sabırla başarabilmek en büyük kazanım olacaktır. Bunu başarmak hayatın olağan akısında anne ve baba olmanın biricikliği neyin engellediğini soralım kendimize bence anne baba olmanın yanında çocuk olma hakkı da alınıyor çocukların ellerinden.
Çocuklar büyüdüğünde saniyeler içinde tükenen içerikleri mi hatırlayacak yoksa sizinle beraber oynanan basit bir oyunu mu? Bu oyunun onlara kattığı sevgi, sıra bekleme, sebat gibi daha sayılacak çokça kazanımı mı?
Çocuklarımız için ne istiyoruz diye sorulsa sayısız iyi niyet ve güzelliklerle dolu başarı sayarız ama asıl olan bunun için bizlerin neler yaptığıdır.


Bir yanıt yazın