Kapatmak için ESC'ye basın

Siyonizm Oyunu

  • Kasım 8, 2024

Siyonistlerin “Arz-ı Mevud” (Vaat edilmiş Topraklar) denilen bir davası var. Bu dava Fırat ve Dicle arasındaki topraklara Büyük İsrail Devletini kurma hayalidir.

Bu topraklar onların inanışına göre Hz. Musa’nın Mısır’dan çıkıp Kudüs’e gelene kadar dolaştığı tüm toprakları kapsamaktadır. Yani Filistin, Irak, Lübnan, Ürdün, Mısır’ın bir kısmı, Arabistan’ın bir kısmı ve Türkiye’nin Güneydoğusu…

Sadece Siyonistlerin bu davasını bilmek bile Siyonizm’in Türk topraklarında gözü olduğunu bilmemize yeter. Topraklarımızda gözü olan terör örgütleri ne kadar düşmansa, topraklarımızda gözü olan terör devletleri de o kadar düşmandır. Peki, İsrail’de yaşayan bütün Yahudiler bizim düşmanımız mıdır?

Ben Kudüs’e gittim, birinci göz olarak anlatıyorum. Orada yaşayan Yahudilerin hepsi Siyonist değil, hatta Siyonist İsrail devletinin düşmanı olan Yahudiler var. Ehli Kitap dediğimiz siyah kıyafetli, siyah şapkalı, saçları püsküllü

Yahudiler ’in bazısı Mesih’in (Hz. İsa’nın) yeryüzüne ineceği gün İsrail Devletinin kurulacağına inanıyor. Buna inandıkları için, Mesih’ten önce kurulan İsrail devletinin safsatadan ve yalandan olduğunu düşünüyorlar.

Bundan dolayı birçok kez eylem yapan, Siyonizm’e karşı sloganlar atan bu insanlar İsrail polisi tarafından darp edildi.

Kendi âlimlerini darp eden bu insanlar düşman saydıkları milletlerin insanlarına neler yaparlar siz hesap edin…

Gözümüzle gördük Gazze’de yaptıkları soykırımı. Siyonizm Gazze’de Müslümanları yok edeyim derken batıda İslamofobiyi yıktı.

Çünkü vicdan sahibi olan, kalbinde zerre kadar merhamet olan bir insan o topraklarda yaşanan vahşete baktığı zaman hangi davanın hak, hangi davanın batıl olduğunu idrak edebilir. Bir tarafta kadınları, çocukları, kundaktaki bebekleri katletmekten zevk alan bir topluluk, diğer tarafta evladının cesedine sarılırken “Allah’tan geldik, yine ona döneceğiz. Yaşattığı ve yaşatacağı her şeye Elhamdülillah.” diyen bir baba…

Dünya bu iki tabloyu karşılaştırırken vicdanına seslendi ve Tekvir Suresinin 26. Ayetini yaşamaya başladı; “Fe Eyne Tezhe- bun!” “Bu gidiş nereye?”

Bu sorgulamalar, bu vicdan muhasebeleri yavaş yavaş güneşin batıdan doğmasına vesile olacak.

Peki ya bu vahşete sessiz kalan Müslümanların hali ne olacak? Savunmasız, günahsız yavruların acımasızca katledildiği dünyada sessiz kalan Müslümanların akıbeti ne olacak?

Allah Resulü ve Ashabı bugün yaşasaydı, bu zulme sessiz mi kalırlardı yoksa sayıları kaç olursa olsun onlar uğrunda savaşıp şehit mi olurlardı?

Aslında cevap belli…

Peki, onlar Müslümansa biz neyiz? Sanırım en güzel cevabı Hasan-ı Basri Hazretleri veriyor:

“Sizler Sahabeyi görseydiniz deli derdiniz. Onlar sizi görseydi mümin demezdi…”

Allah bize mümin olmayı nasip etsin, İsrail’in yok oluşunu dünya gözüyle görmeyi ve bu yok oluşa memur olmayı bizlere nasip etsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir