
- Gravür resim sanatını diğer resim sanatlarından ayıran nedir?
Fransızca “Gravure” kelimesinden dilimize geçmiş olan Gravür sert bir yüzeye çizgiler olarak desen yapma kazı resim anlamına gelir.
Osmanlı’da ise kazıma, oyma manalarına gelen “Hak” kelimesi bu sanatı tanımlayan kelimeydi. Tarzı ve yapım şekliyle ilk örnekleri mağaralardaki çizimler olabilir.
Eski dönemlerde belge, kitap, harita elde etmek için ve çoğaltmak için kullanılmıştır.
Metal, çinko, tahta, muşamba üzerine kazınıp çeşitli metotlarla çoğaltılmasıdır diyebiliriz. Zamanla teknolojinin gelişmesiyle ihtiyaçtan ziyade sanata dönüşmüştür.
Bizim şimdi yaptığımız Gravür Resim, beğendiğimiz bir fotoğrafı veya resmi kağıda, özel kalemlerle çizgi çizgi işlemek diyebiliriz.
Diğer resim sanatlarından ayırın en önemli özellik tamamen çizgilerle çalışmaktır. Bozan noktaları da kullanırız.
Bitmiş bir çalışmayı alt yapıyı kaybetmeyecek boyalarla renklendirilebiliriz. (sulu baya, kahve, mürekkep gibi)
- Türkiye’de gravür resim sanatı ile nasıl tanışıldı?
Gravür sanatının bizim topraklarımıza ulaşması biraz geç olmuştur. Rönesans ile birlikte gravür sanatçıları İstanbul’un güzelliklerini gravürleştirmek için burayı uğrak yeri yapmışlardır. Daha sonra ise II. Mahmut ve II. Abdülhamit devrinde Saray çevresinde yaygınlaşmıştır.
Gravür bölümü 1937 de Güzel Sanatlar Akademisi’nde açılmış ve ilk sanatçılarını vermiştir.
- Resim demek, tarihe tanıklık etmek demek. Gravür resim çalışmalarının tarihteki önemi nedir?
Başta da söylediğimiz gibi ilk atalarımızın mağaralara kazıdığı resimler (gravür) bize yaşantıları hakkında birçok bilgi vererek tarihi deliller sunmuştur.
Fotoğrafçılığın olmadığı zamanlarda gravür sanatçıları; şehirleri, yaşamları yapıları, haritalayıp önemli olaylar gravürleştirerek günümüze ışık tutmuşturlar.
- Ahşap evlerin, Osmanlı Döneminde ne kadar gösterişli kullanıldığını biliyoruz. Gravür resim Sanatı’nın Osmanlı Döneminde kullanıldığı alanlar var mıdır?
Osmanlı döneminde ilk basılan gravürlerin 1559 yılında Tunuslu Hacı Ahmet tarafından yapıldığı kaydediliyor. Osmanlı bu sanatı; haritalar, kitap kapakları olarak kullanmıştır.
1800 yılında taş baskı tekniğinin uygulanmasıyla gravür, Osmanlı’da harita ve kitap dışına çıkmaya başlamıştır. Türkiye’deki gelişimin bir diğer göstergesi kahvehane resimleri olarak tanımlanan baskı resimlerdir. Bu resimlerin sanatçıları belli değildir.
(Balaban Savaşı, Çanakkale Savaşı, Deniz Kızı, Ferhat ile Şirin Hz. Ali’nin Devesi vb.)
- Elif Özalp, gravür resim sanatı ile nasıl tanıştı?
Resme karşı her zaman bir ilgim olmuştur.
Ortaokulda resim ile ilgili bir derecem olduğunu hatırlıyorum ama sürekli resimle meşgul olan biride değildim. ilk resim ile ilgilenme isteğim, ailemin beni kız meslek lisesine kaydettirmeye götürdüğü gün hissettim. Okulun koridorlarımdaki tablolar ilgimi çekmişti, resim bölümüne kaydolmak istemiştim.
O zaman annem beni giyim teknolojisi bölümüne kaydettirmesiyle bu isteğimi içime gömmek zorunda kalmıştım. Bu defter orda tekrar kapanmıştı. Evlendikten sonrada ev hanımı olarak sürekli el sanatları kurslarına gidiyordum.
Bir gün Resim kursuna sıra geldi; karakalem, yağlı boya ve gravür hocamız öğrencilerin çoğunun yağlı boya çalışma isteği üzerine üzerinde fazla durmadı ama ben gravürde kaldım. Sertifikamı aldıktan sonrada hiç ayrılmadım. Renklerle uğraşmak çok hoşuma gitmiyor, siyah ve beyaz beni çekiyordu.
Uzun süre çizimler yapıp kendimce bazı teknikler deneyip kendimi geliştirmeye çalıştım ama yine bir duraklama devrine girip resmi tamamen bıraktım ve elimde çizdiğim ne varsa ya hediye verdim ya da sattım. Pek çok kıymetli hocam H.T.F. bırakma kızım, çiz diyene kadar…
- Sizi gravür resim sanatına yönlendiren ve kaleminizi güçlendiren nedir?
20 yıldır, tanımakla şeref duyduğum çok kıymetli canim hocam, Prof. Hasan Tahsin Feyizli (Tefsir alimi), bir görüşmemizde hiç bahsetmediğim resimlerimi gösterdim, uzun uzun dinledi: “bunları sen mi çizdin” devam etmelisin ve öğretmelisin de demesiyle önüme açılan o kapıdan biraz tereddütlü de olsa girdim. TÜRGEV’de bana güvenip önümü açan çok sevgili Betül Şatır’la tanıştım ve gençlerle eğitime başladık.
- Resimlerinizde kendi tarzınızı ve ruhunuzu yansıtıyorsunuz. Resim yoluyla bunu işleyebilmek, kalıcı bir iz bırakmak gibi. Gravür resim sanatının bu anlamda iyi bir yansıtma aracı olduğunu söyleyebilir miyiz?
Kesinlikle söyleyebilirim. Sanatın insanlar üzerinde birçok etkisi var.
Çizgiler biraz insanların karakterleri hakkında da bilgi verebiliyor. Aynı zamanda bakış açımızı da çok değiştirebiliyor. Bir binaya, bir yapıya bakarken normal bakışla değil daha derinlemesine bakabiliyoruz. Öğrencilerim de çizmeye başladıktan sonra bunları dile getiriyor, farkındalıklarının geliştiğini görmek gerçekten heyecan verici.
Gravür resim hakkında diyebileceğim şeylerden birisi de parmakların da bir hafızası olduğu ve ruhun çizimlere yansıması olur.
- İslamiyet sonrası resim sanatlarındaki gelişmeler Avrupa’da ilerlemiş olsa da Osmanlı Dönemini incelediğimizde, Hat sanatı ve minyatür sanatının önüne geçememiştir. Bu durumu nasıl yorumlarsınız?
Benim için inanç her zaman her şeyin önünde olmuştur. Her inancın kendine göre ilkeleri var. İslam’da da bu kaideler belirlenmiştir. İnandığım şeyi yaşamaya çalışmak kurallarına uymanın da bir erdem olduğunu düşünüyorum.
İslam’da suret çizimi çok hoş görülmediğini okuduklarımdan ve dinlediklerimden öğrendiğim için bende suret çizmemeye özen gösteriyorum. Gravürde alan çok geniş buna da gerek duymuyorum çizmem gerektiği zaman da sadece tarama yaparak ifade ediyorum.
- Karakalem resim çalışmalarına göre gravür resim çalışmaları son dönemde gençler arasında daha popüler oldu. Gençlerin bu yönelişini nasıl yorumlarsınız?
Gravür Resim, bizim verdiğimiz tekniklerle haftada bir saat vakit ayırarak, 4 haftada bir küçük tablo çıkarılabiliyor. Çok teknik bilgilere girmiyoruz ve çok serbest çalıştıkları için bunaltmıyor. Sonuçta gelenlerin çoğu, hobi amaçlı ve üniversitede okuyan gençler. Zaman onlar için önemli.
Çizgilerle çalışmak gençlerin hoşuna gitti diyebilirim
- Okuyucularımıza sorduk, gravür resim sanatı hakkında merak ettikleriniz nelerdir? En çok sorulan soru, Sanat tarihimizdeki temsilcileri kimlerdi? Oldu. Sanat tarihimizdeki temsilcileri hakkında neler söylersiniz?
Gravürün sonradan Osmanlıya gelmiş olması nedeniyle çok isim veremiyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gerek de görülmemiş olabilir. Şu anda sadece sanat amaçlı yapılıyor. Eskilerden Hoca Ali Rıza’nın gravürleri en meşhur olanları, günümüzde de eski baskı şeklinde gravür yapan Asım İşler’i söyleyebilirim, bizim çizim tekniğiyle, kağıt üzerine gravür resim yapanların en güzel örneği Şükrü Ertürk, Mustafa Sarıtaş gibi sanatçılar diyebilirim.
- Kendinize örnek aldığınız gravür sanatçıları var mı?
Özgür çalışmayı, kendimden bir şeyler katmayı çok seviyorum. Tabiki takip ettiğim sanatçılar da var. Mustafa Sarıtaş, sürekli takip ettiğim kişilerdendir.
- Gençlere gravür resim sanatı hakkında neler söylemek istersiniz?
Onlara çizmenin çok zevkli bir şey olduğunu, bizim tekniğimizle, çok rahat bir şekilde bu sanatı öğrenebileceklerini söylemek isterim. Onlara, muhakkak ki bir farkındalık katacaktır. Baktıkları her şeye farklı bir gözle bakmayı öğreten bir sanat dalıdır. Parmaklarına çok güzel bir hafıza kazandırabilirler. Teknoloji ve sosyal medyanın bizi sardığı şu dönemlerde, kendilerine kıymet vermelerini ve bir sanat dalıyla uğraşmalarını tavsiye ederim. Bir kalem, bir kâğıt ve çizgilerle dünyalarını genişletmeyi öneririm.
İnsan, çok değerli bir varlık. Hem ruhen hem bedenen ona iyi bakmamız gerektiğini düşünüyorum.


Bir yanıt yazın