Kapatmak için ESC'ye basın

Beni Arzu Eden, Bana Kavuşur

  • Kasım 10, 2024

Bir kış günü, soğuktu. İnsanın soluğu dışarı çıkmak istemeyecek kadar soğuktu. Bırakın böyle bir havada bir şeyler yapmayı yürümeyi, insanın evinin yolunu bulması bile zordu. Gerçi sert bir rüzgâr esmiyordu, kar, tipi savrulmuyordu ama soğuk nedir bilmeyen bir memleket için damarlardaki kanın akışını yavaşlatan bir soğuk vardı.

İşte böyle bir havada Mecusi’nin biri soğuktan, soğuktan olmasa da açlıktan kırılıp ölecek olan güvercinler için dışarıya çıkmış. Soğuğa aldırmadan kuşları yemlemeye devam ediyordu. Kuşlar da onun etrafını sarmış, annesine koşan bir çocuk gibi, pırpır kanat çırpıyor, sanki mutluluklarını tarif ediyorlardı.

Ne var ki bu soğukta dışarıda olan yalnız bu Mecusi değildi. Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri de dışarıya çıkmış, yüreğini yakan aşk ateşini, karların ve soğuğun hafifleteceğini düşünerek tefekkür halinde yürüyordu. Kuşlara yem atmakta olan bu Mecusi’yi görünce, Mecusi’nin kuşlara duyduğu merhameti ona duyarak Mecusi’nin yanına dostça yaklaştı. Mecusi’ye yaptığın bu davranış Allahın ahlâkıdır. Merhamet, Allahın sıfatıdır. Ama gel gelelim bunların Allah katında kabul olabilmesi için ilk şart imandır.

İmanın olmadıktan sonra fıtratının bu güzelliği hiçbir işe yaramaz. Seni cehennem ateşinden koruyamaz. Çünkü Allah katında din İslâm’dır.

Mecusi mahsun bir kabul halinde, ben de bunu biliyorum ki bu yaptığımın bir faydası yoktur. Ama Allah bu yaptığımdan habersiz midir? Allah bu halimi bilmez mi?

Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri, elbette görür ve bilir. Ona mahal yoktur. Deyince Mecusi de o halde faydaya ne hacet, onun beni görüp bilmesi bana yeter dedi ve yaptığı işi yapmaya devam etti.

Aradan geçen onca yaz ve kış mevsimi sonunda, bir hac mevsimi Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri, tavaf için Beytullah’a yaklaştığında, birinin ellerini semaya kaldırmış haliyle bütün kalbini semaya uzatır gibi içten göz yaşları içinde dua ettiğini görür. Öyle ki onu görenler bile içlenmekten, gözyaşlarını salıvermekten kendini alıkoyamaz.

Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri biraz yaklaşıp, kim olduğuna dikkat edince, bu dua eden kişinin, o soğuk kış günü kuşlara yem vermek için dışarı çıkan Mecusi olduğunu görür. Yanına yaklaşarak onu kolundan yakalar. Bir an göz göze gelirler. İkisi de birbirini tanımıştır. Mecusi, Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin kulağına eğilerek, işte Allah gördü ve bildi. Bundan başka ne fayda olur dedi ve o anda kelime i şehadet getirerek can verdi. O ruhunu yeni teslim etmişti ki hafiften bir ses geldi ve sadece Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerinin kulaklarında yankılandı.

Ey Cüneyt sen benim beytimi arzu ederek huzuruma geldin ve beytime kavuştun. Oysa beni arzu ederek buraya geldi ve bana kavuştu. Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri yapılan her şeyin onun rızasını da aşarak sadece onun için, onun aşkı için yapılması gerektiğini anlamıştı. Zatâ kavuşan, sıfatlara takılır mı?

Ve Cüneyd-i ömrünün sonuna kadar ne yaptıysa onun için yaptı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir